Said Nursi Kimdir ?

Kim Kimdir A B
C D E F G
H I J K L
M N O P Q
R S T U V
W Y X Z <

  Said Nursi Biyografi

Said Nursi

Said Nursi (Said Kürdi, -ibni Mirza, nüfus kaydında Sait Okur) (doğum. 1878 - ö. 23 Mart 1960) İslam Alimi, Nur Cemaati adlı İslami hareketin kurucusu.

Yaşamı

1878 yılında Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Mirza, annesinin adı Nuriye'dir. Doğu Anadolu'da medrese eğitimi gördü1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanından hemen önce İstanbul'a geldi. İslamcı bir siyasal parti olan İttihad-ı Muhammedi Fırkası'na katıldı, merkez yönetim kurulu üyesi oldu. 31 Mart Vakası'ndan sonra İttihad-ı Muhammedi Fırkası'nın ileri gelenleri ile birlikte divan-ı harpte yargılandı, ancak suçsuz bulunarak serbest bırakıldı. 1909'dan itibaren hayatını Doğu Anadolu'da sürdürdü. 1911'de İstanbul'a döndü. Talebeleri ile birlikte gönüllü alay komutanı olarak Rusya cephesinde savaştı. 1915-1917 arasında Ruslar tarafından savaş esiri alındı. Yaklaşık 4 yıl esir kaldıktan sonra Ekim Devriminden sonra ülkeye (İstanbul) döndü, Darül Hikmetül İslamiye'de görev aldı. 15 Şubat 1919 tarihinde sonradan Teali-i İslam Cemiyeti adını alan Cemiyet-i Müderrisin'in kurucu azaları arasında yer aldı. 1925 Şeyh Said Ayaklanmasından sonra tutuklandı, Eskişehir'de mahkemeye çıktı isyancılarla doğrudan bir ilişkisi tespit edilemedi ancak devletin güvenliğini ihlal ve dini siyasete alet etme suçlamasından 1 sene hapse mahkum edildi. Cumhuriyete ve çağdaş rejime karşı olduğu iddiasıyla önce Isparta yakınlarında Barla adında bir köye sürüldü. Isparta'nın ardından Eskişehir (1935) , Kastamonu (1936) , Denizli (1943) ve Afyon Emirdağ'a (1945) sürüldü. Risale-i Nur Külliyatı adı altında topladığı eserleri kaleme aldı. 23 Mart 1960 yılında Şanlıurfa'da vefat etti. Cenazesi önce Şanlıurfa'ya defnedildi. Daha sonra 1960 darbe yönetimince bilinmeyen bir yere taşındı.

Diyanet İşleri Müşavere Kurulu'nun 23/5/1956 gün ve sayısız ehl-i vukuf raporuna istinaden Afyon Ağır Ceza Mahkemesi'nce Bediüzzaman Said Nursi'nin kitap ve evraklarının kanuni mevzuata muhalif siyasi ve idari hiçbir mahzuru görülmemiş olmakla, sözü geçen eseler 23/6/1956 gün, 954/278 esas ve 955/218 karar sayılı ve kaziye-i muhkeme haline gelen beraet karariyle ve yine Isparta Sorgu Hakimliği'nin 11/9/1956 gün, 954/28 esas ve 1956/65 karar sayılı ve aynen kazıye-i muhkeme haline gelen men-i muhakeme karariyle bilumum Nur Risaleleri sahiplerine iade edilmiştir. --- Her Hakkı Mahfuzdur. ---

Mehmet Haras Edincik - Bandırma

Fikirleri ve yaptıkları

Ebced ve Cifr hesabı

Risalelerinde ebced ve Cifr hesabıyla Kur'an ayetlerindeki harflerin rakam karşılıklarının toplamları alındığında bulunan sayıların bazı önemli tarihlere işaret ettiğini yazmıştır. Bu sayıların mesela risalelerin yazıma başlandığı yılı, kendi Doğum tarihi: ni, şakirtleri ile birlikte hapse atıldığı tarihi, Birinci Cihan Harbinin başladığı yılı vb. gösterdiğini yazmıştır.

hesab-ı ebced ve cifir ile bin üç yüz elli dört (1354) eder ki, bu Arabi tarihte Risale-i Nur'un kırktan fazla şakirtlerini ve müellifini imha etmek olanı ile hapishaneye attıkları zamandır ve tevkif ettikleri tarihtir.

En'am suresi 122. ayetin ebced hesabıyla kendi adını belirttiğini ve manasıyla da bunu desteklediğini yazmıştır.

gayet kuvvetli karinelerle kelime-i kudsiyesi cifir ve ebced hesabıyla ve üç cihet manasıyla Said Nursi'ye tevafuk etmesidir.

Deccal ve Süfyan

Risalelerin birçok yerinde isim vermeden imada bulunarak Mustafa Kemal Atatürk'e Deccal ve (Ebu) Sufyan demişti. Emirdağ Lahikası'nda 20 sene evvelki bir yazısında kastettiği kişinin Mustafa Kemal Atatürk olduğunu açıklamıştı.

Dördüncü cihet ve sebep: Büyük Deccalın, ispritizma nevinden teshir edici hassaları bulunur. İslam Deccalının dahi, bir gözünde teshir edici manyetizma bulunur. Hatta, rivayetlerde "Deccalın bir gözü kördür" diye nazar-ı dikkati gözüne çevirerek Büyük Deccalın bir gözü kör ve ötekinin bir gözü, öteki göze nisbeten kör hükmünde olduğunu hadiste kaydetmekle, onlar kafir-i mutlak bulunduğundan, yalnız münhasıran bu dünyayı görecek bir tek gözü var ve akıbeti ve ahireti görebilecek gözleri olmamasına işaret eder. Ben bir manevi alemde İslam Deccalını gördüm. Yalnız birtek gözünde teshirci bir manyetizma gözümle müşahede ettim ve onu bütün bütün münkir bildim. İşte bu inkar-ı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder. Avam-ı nas hakikat-ı hali bilmediklerinden, harikulade iktidar ve cesaret zannederler. Hem şanlı ve kahraman bir millet, mağlubiyeti hengamında, böyle istidraçlı ve şanlı ve talihli ve muvaffakiyetli ve kurnaz bir kumandanı bulunduğundan, gizli ve dehşetli olan mahiyetine bakmayarak, kahramanlık damarıyla onu alkışlar, başına kor, seyyielerini örtmek ister. Fakat kahraman ve mücahid ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur-u iman ve Kur'an ışığıyla hakikat-ı hali göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılır. Beşinci Şua

Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis - i Şerif'in ihbariyle Kur'an'a zararlı bir adam çıkacak demiştim. Sonra Mustafa Kemal'in o adam olduğunu zaman gösterdi. Emirdağ Lahikası I/278,Yirmiyedinci mektuptan Sabık Reis - i Cumhur'a ve üç makama gönderilen istida

Allahu a'lem bissavab, bunun tevili şudur ki: O Süfyan, kendi başına frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanunla tamim ettiğinden, o serpuş dahi secdeye gittiği için, inşaallah ihtida eder; daha herkes-yalnız istemeyerek-onu giymekle kafir olmaz. 5. Şualar s. 885-887

Ezcümle: Yirmi sene evvel, bir rivayete binaen demiştim: "Dehşetli Süfyan İstanbul'da ölecek. Dikilitaş'ta şeytan bağıracak ve dünyaya işittirecek, yani radyo ile, öldü diye ilan edilecek. " Siracü'n-Nur - s. 2295

şöyle ki: Hadiste "O süfyan bir su içecek, eli delinecek" denilmiş. Yani bir çeşit su olan rakıyı su gibi çok içecek ve o sebepten batnı su tulumbası gibi olacak ve o su hastalığı yüzünden zulüm ve hile ile topladığı milyonlar mal su gibi elinden akacak, ecnebi doktorların boğazına girecek. Haşiyeler s. 2304-2306

Mehdi, Hz. İsa ve İsevi Müslümanlar

Ayet ve Hadis vb. dini kaynakları kendi ilmi metodları ile yorumlaması neticesinde, bir Mehdi'nin gelip Süfyan komitesini yıkacağı ve sonra da İslamiyeti İsevilikle birleştireceği nihayetinde Müslüman İsevilerin Deccal komitesini öldüreceği sırrına vakıf olduğunu yazmıştır.

Hazret-i Mehdinin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid'akaranesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihya edecek, yani alem-i İslamiyette risalet-i Ahmediyeyi (a. s. m. ) inkar niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (a. s. m. ) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cemiyetinin mucizekar manevi kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak. Hem alem-i insaniyette inkar-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zirüzeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselamın din-i hakikisini İslamiyetin hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkar ve fedakar bir İsevi cemaati namı altında ve "Müslüman İsevileri" unvanına layık bir cemiyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselamın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak, beşeri inkar-ı uluhiyetten kurtaracak. Şu mühim sır pek uzundur. Başka yerlerde bir nebze bahsettiğimizden, burada bu kısa işaretle iktifa ediyoruz. Yirmi Dokuzuncu Mektup - s. 558

Din, İman ve Fazilet ve Din Dışı Fikirlerle Mücadele

Said Nursi bir eserinde kendi hayat tarzını şöyle özetlemiştir: "Kur'an-ı Hakim mürşidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, her bir adabda rehberimizdir. " Bu bakış açısına göre insan, Allah'ı ve İslamiyet'ı tanımak ve O'na iman ve ibadet etmek için yaratılmıştır. İlim, meşruiyet, hürriyet, dürüstlük, ümit, çalışmak, sebat gibi faziletler ise, İslam çerçevesi içinde insanın hayatına anlam veren değerlerdir. Ona göre bunlar hem dünya, hem de ahiret saadeti açısından insanın olmazsa olmaz gerçekleridir. Bu sebeple 6000 sayfayı aşan eserlerini din, iman ve fazilet üzerinde yoğunlaştırmıştır. Said Nursi, inançsız insanlara ve din dışı fikirlere özellikle dikkat çekmiş ve talebelerine ve insanlara bunlardan uzak durması ve mücadele etmesi hakkında devamlı telkinlerde bulunmuş ve yönlendirmiştir.

Kronoloji
  • 1878 - Bitlis'in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesinin Nurs Köyünde dünyaya geldi.
  • 1888 - Medrese eğitimini tamamladı.
  • 1894 - Van'a giderek orada coğrafya, matematik, jeoloji, fizik ve kimya gibi müsbet ilimleri öğrenmeye başladı. Kendisine Bediüzzaman lakabı verildi (Hadisesi ise şöyleydi: Molla Fethullah ismindeki Alim Said Nursi'ye çalışmalarındaki üstün başarıyı ve zekasına şahit olunca Hafıza gücünü de test etmek istedi. Makamat-ı Haririye ismindeki çok karmaşık ifadeleri olan eserin iki satırını iki sefer okuyup ezberlemesini istedi. Said Nursi de tam sayfayı bir kez okuyup ezberledi. Molla Fethullah iyice şaşırarak "Zeka ile hıfzın ifrat derecede bir kimsede tecemmuu nadirdir" dedi. Ve bu ancak asrın Bediüzzamanı yapabilir dedi. Bu onun için lakap oldu. ) .
  • 1907 - Eğitimle ilgili islam ve bilimi eksen alan projelerini padişaha sunmak üzere İstanbul'a geldi. Van'da kurmayı planladığı Medresetü'z Zehra padişah tarafından kabul gördü ve ödenek ayrıldı.
  • 1909 - İttihad-ı Muhammedi Fırkası (Fırka-i Muhammediye) kuruluşunda kurucu üye olarak yer aldı.
  • 1909 - 31 Mart Olayı sebebiyle Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı.
  • 1911 - Şam Emeviye Camii'nde büyük bir hutbe okudu. Bu hutbe daha sonra Hutbe-i Şamiye adıyla kitaplaştırıldı. Münazarat ve Muhakemat gibi eserlerini telif etti.
  • 1915 - Birinci Dünya Savaşı'na katıldı.
  • 1916 - Bitlis savunması esnasında yaralanarak Ruslara esir düştü.
  • 1918 - İki buçuk yıl süren esaretten, bir Rus askerin yardımıyla firar etti. İstanbul'a geldi. Devrin tek İslam Akademisi olan "Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye"ye üye oldu.
  • 1919 - 19 Ocak 1919'da Mustafa Sabri, İskilipli Mehmet Atıf Hoca, Ermenekli Saffet efendi gibi din ve eğitimcilerle birlikte daha sonra Teali-i İslam Cemiyeti adını alacak Müderrisler Cemiyeti'nin (Cemiyet-i Müderrisin) kuruluşuna üye olarak katıldı.
  • 1919 - Mesnevi-i Nuriye adlı eserini yazmaya başladı.
  • 1920 - İstanbul'un İngilizler tarafından işgali üzerine Hutuvat-ı Sitte adlı bir eser yayınladı. Bu eser yüzünden işgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüm cezasına mahkum edildi.
  • 1922 - Zaferden sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından Ankara'ya TBMM'ye davet edildi. Burada mebuslara hitaben hazırladığı bir beyannamede dinden uzaklaşıldığı iddiasında bulundu.
  • 1923 - Ankara'yı terkederek talebe yetiştirerek münzevi bir yaşam sürmek üzere Van'a yerleşti. Öğrencilerine ders vermeye başladı. Erek Dağı'nda iki senesini geçirdi.
  • 1925 - Şeyh Said İsyanı'ndan sonra Burdur'a sürüldü ve Burada Nur'un İlk Kapısı isimli eserini yazdı.
  • 1926 - Barla'ya sürüldü. Burada Risale-i Nur'u telife başladı. Sözler ve Mektubat'ın tamamı, Lemalar'ın da büyük bölümünü burada yazdı.
  • 1934 - Barla'dan Isparta'ya sürüldü.
  • 1935 - "Gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak" iddiasıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dava açıldı ve mahkeme neticesinde Tesettür Risalesi'nden dolayı 11 ay hapse mahkum edildi. 120 öğrencisiyle birlikte Eskişehir Hapishanesinde tutuklu kaldı ve orada tecrid altında tutuldu.
  • 1936 - Hapis cezasının bitiminden sonra 7 yıllığına Kastamonu'ya sürüldü.
  • 1943 - 126 talebesiyle birlikte tekrar "rejimin temel düzenini yıkmak" suçundan tutuklanarak Denizli Hapishanesine sevk edildi. 9 ay tutuklu kaldı.
  • 1944 - 9 aydan sonra Emirdağ'a götürüldü ve burada zorunlu ikamete mahkum edildi.
  • 1948 - Aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak 54 talebesiyle birlikte Afyon Hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık 20 ay hapiste kaldı. Buradan tekrar Emirdağ'a götürüldü.
  • 1952 - Gençlik Rehberi eseri hakkında açılan dava münasebetiyle İstanbul'a geldi ve bu davadan beraat etti.
  • 1953 - Emirdağ'a döndü. İkinci defa İstanbul'a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta'da geçti.
  • 23 Mart 1960 - Şanlıurfa'da vefat etti. (Şu an mezarının nerede olduğu tam olarak bilinmemektedir. )



  • Özgün araştırma içerebilen maddeler > 1878 doğumlular > 1960 yılında ölenler > Müfessirler > Dini kişilikler > Muhafazakârlar > Türk yazarlar > Kürt asıllı Türkler > Kürt yazarlar > Risale-i Nur > Nurculuk >

      Benzer Biyografiler

    O kimdir biyografi sitesi internet ortamındaki Said Nursi ile ilgili en geniş kapsamlı biyografik bilgileri içermektedir. Said Nursi kimdir, Said Nursi biografi, Said Nursi biyoğrafi, Said Nursi resimleri, haberleri, eserleri ve daha birçok bilgi... Bu metin GNU Özgür Belgeleme Lisansı ile lisanslandırılmıştır. Said Nursi adlı Vikipedi maddesinden alıntı yapmaktadır.