 |
Aşık Hasan Nebioğlu 1902 Geycek doğumludur. Annesi Meryem Hanım babası ise Yusuf Onbaşıdır. Eşi Zeliha Hanım aynı köyden "Balak" Omar'ın kızıdır. Şairin sekiz kız çocuğu ve üç oğlu olmuştur.
Aşık Hasan, aslen Hürzemi'dir. Hürzemiler, Harezmi, Harzemşahi diye de adlandırılan kıpçak (Kuman) ulusuna dahil bir türk topluluğudur. Doğal olarak ta Kırşehir ili ve civarına damgasını vuran "Harzem gönül sultanlarinin" kültürel mirasını temsil eder. Elimizdeki bilgiler sınırlı olmasına rağmen şairin ataları orta Anadolu'da Kurtçu Feyzullah ile başlar, bunu "Kötü" Omar takip eder, "Kötü" Omar'ın ise Mehmet adında iki oğlu olur. Bu iki Mehmet'ten daha sonra "Ölo" Mehmet lakabını alacak şahıs şairin dedesidir. Babası Yusuf onbaşı ise "Ölo" Mehmet'in oğludur.
Aşık Hasan Nebioğlu okuma yazma bilmemesine rağmen eserleri günümüze kadar gelebilmiştir. Gençlik ve genellikle de orta yaştayken kendi köyünde ve evinde kalamamıştır. Biz bunu şairin ehli sohbete ve seyahate düşkünlüğüne bağlıyoruz. Maişet tedarikini de buna eklemek gerekir.
Şairin çocukluk yılları hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz, gençlik yılları ise güzel olan her şeye meyilli bir ruh haline sahiptir. Zaten bu yaşlarda şiir söylemeye başlamıştır. Şair olmanın yanı sıra manevi duyguları da yaratılışının icabı diğer akranlarından farklıdır ve tasavvufi bir derinlik içermektedir. Konya'dan İstanbul'dan bazı tarikat şeyhleri ve mürşitleri ile irtibat halindedir. Bu suretle daha önceleri güzel kadın üzerine söylediği şiirleri daha sonradan tasavvufi bir mahiyet almıştır. Okuma yazmasının olmaması kendisini yetiştirmesine engel olamamış ve bulunduğu mürşit-mürid-ihvan ortamında kıvamını bulmuştur.
Yüce dağları görünce asaleti, heybeti, tek başına yapayalnız kalınca uzleti anlatmıştır. Ağrıyı sızıyı yorulmayı, küskünlüğü, darılmayı, sevmeyi, öpmeyi sarılmayı, hasreti beklemeyi gurbeti. . . bazen duru bir yüreği, bir çiçeği, bir tas su bir dürüm ekmeği, bazen yalın ayak terli bir gömleği, sabır ve emeği gam çekmeyi anlatmıştır.
aŞIK HASAN'A SEN NERELİSİN DİYE SORULUNCA
Yüce dağ başında kar olur kışlar Süzer yavru şahin ötüşür kuşlar Yağınca yağmur parlar taşlar Dumalı dağların dalındanım ben Dağlar yaylasında güzeller yeter Güzelin kirpiği ok gibi batar Dağlar koyağında bülbüller öter Öten bülbüllerin dilindenim ben Dağlar secde eder hakka bükülür Lale sümbül mor menekşe ekilir Dağların başına bir nur dikilir Semaya çekilen telindenim ben Dağlar görünmüyor dumanda pusta Feragatli gönlüm kalmıştı yasta Kıble tarafına gitti bir posta Seçilip içinde kalandanım ben Kimi gökte gider kimisi yerde Açıldı Beytullah bir yeşil nurda Lebbeyk ya Rasulullah çağırdın burda Direksiz Kürreyli görendenim ben Söylersin Hasanım dertli kelamı Her dem ruhuna verirsin selamı Şehri Medine de fahri alemi Ravzasına yüzler sürendenim ben Hasanla Hüseyin yanından Ali Bu aşka düşenler olmaz mı deli Binmişler atlara aşarlar beli Arab'ın tam çölün bilendenim ben İlk şafak sökmeden kalkarsan erde Silinir gözünden ol siyah perde Sordular aşık HASAN yurdun nerde Kırlangıç dağının belindenim ben Daha geniş bilgi için Dr. Mustafa Sever, Bir Destan Şairi Geycekli aşık Hasan ve Bütün Şiirleri, Kırşehir Belediyesi Yay. 2007. |